Archive | Ekim, 2007

Octavia Scout Kasım’da Türkiye’de



Türkiye’de ilk kez Auto Show 2006’da gösterimi yapılan ve otomobilseverlerden yoğun ilgi gören Skoda Octavia Scout 4×4, dizel motor seçeneği ile Kasım ayından itibaren ülkemizde satışa sunulacak. Skoda’nın 4×4 segmentindeki en önemli temsilcilerinden biri olan Octavia ailesinin en yeni üyesi Octavia Scout’ın “140 HP gücündeki 2.0 TDI PD dizel“ motor seçeneğinin satış fiyatı ise 67.966 YTL olacak.

Altı kademeli manuel şanzıman sistemine sahip Octavia Scout, dört tekerlekten çekiş sistemi ile özellikle arazide sürüş kabiliyetini artırarak rahat yol alınmasını sağlıyor. Tüm hava ve yol şartlarında maksimum yol tutuş sağlayan “haldex” sistemi sayesinde Octavia Scout, değişik yol şartlarını sensörler sayesinde algılayarak gerektiği zaman arka diferansiyele güç aktarımı yapıyor ve yol tutuşunu maksimum seviyeye ulaştırıyor. Normal hava şartlarında ise önden çekiş özellikleri gösteriyor ve yakıt tüketimini minimum seviyeye düşürüyor.

2008 YILININ 4X4’Ü ÖDÜLÜ SKODA OCTAVIA SCOUT’IN OLDU
Skoda Octavia Scout, İngiltere’nin en çok satan off-road dergisi “4×4 Magazine“in 1988 yılından bu yana düzenlediği “yılın 4×4“leri yarışmasında 10 üzerinden aldığı 8.5 puanla segmentindeki 60 modeli geride bırakarak birinci seçildi. Skoda Octavia bu ödüle, üstün teknik özellikleri, sürüş keyfi, stili, pratikliği ve fiyatı ile layık görüldü. Yarışmanın sonuçları, derginin Ekim sayısında yayınlandı.

Tags: , , , , ,

Posted in Piyasa HaberleriComments (0)

Seat Leon


Aslan öyle ihtişamlı hayvan ki, konu güç olduğunda, her uygarlık, organizasyon veya marka ormanların kralına telif hakkı ödemeden, ismini, resmini kullanır. İşte bu muhteşem kedinin ismini taşıyan ve modeline de yakışan bir marka da SEAT. Aslında otomobilin model isminin bir hayvan türü ile bağlantısı yok. SEAT otomobillerine İspanya’daki yerleşim yerlerinin isimlerini koyar; yani bizdeki Şahin, Doğan, Kartal’dan oluşan “kuş serisi” gibi, hayvanlar aleminden model ismi oluşturmuyor.
1980lerde SEAT’ın hissedarı olan Volkswagen, 1990 yılında firmanın %100 sahibi oldu. O yıllarda ülkemize motorunda “Porsche System” yazan Ibiza modelleri gelmeye başladı. Yaklaşık 1.5 litrelik 100 beygirlik motoru ve döneminin efsane ralli otomobili Lancia Delta Integrale’ye benzeyen kasası ile çok eğlenceli bir otomobildi.
SEAT, 2004 yılında cesur ve yaratıcı tasarımlarından Altea ve Toledo’yu, 2005 yılında ise Leon’u satışa sundu.
Leon hem bir ailenin ihtiyaçlarını görebilecek hacme, hem de son derece spor çizgilere sahip, genç ruhlu bir otomobil. Tasarımı o kadar iddialı ki, 200 beygir gücündeki spor modeli 105 beygirlik “sakin” modelin yanına park ettiğinizde, sanki aralarında o kadarda fark yokmuş gibi bir mesaj veriyor. Fark direksiyona geçtiğinizde de pek bağırmıyor, ama ne zamanki sürmeye başlıyorsunuz, 200 beygir gücündeki FR modeli çok çok hızlı kalıyor.
Seat Leon 1990 yılındaki Ibiza modeli gibi çok sempatik ve aynı onun gibi kapılar kapalıyken, gövde rengi cam çıtalarını görebiliyorsunuz. SEAT aracın içindeki plastikleri herhangi bir şeye benzetme kaygısı duymamış, yani kimisi göğüs plastiklerini deri gibi gözüken malzemeden yapar, ne anlamı varsa, SEAT’ın göğsü dobra dobra ben plastiğim diyor.
200 beygir gücündeki FR modeli çok hızlı ama öyle çok da spor bir motor ve egzoz sesi çıkarmıyor. Ama camlar kapalı iken, gaza sonuna kadar basıp ayağınızı kaldırdığınızda, içeri turbodaki fazla basıncı dışarı atan “blowoff”un muhteşem sesi geliyor. Frenler ve vites geçişleri güzel, debriyajı yumuşak; şehir içinde yormayan bir otomobil.
Seat Leon’un iç hacmi oldukça geniş. Önde ve arkada dört yetişkin rahatlıkla seyahat edebilir. Stylence modelinde bagajda tam boy stepne bulunurken, FR’da ince stepne bulunuyor; daha spor olan modelin bagajı daha büyük. FR modelinde direksiyon, koltuklar ve vites kolu standart modelinden farklı. Aracınıza iPod bağlamak isterseniz, çok uygun ve kullanımı kolay bir yerde; el-freninin hemen arkasında “AUX” girişi var.
Bazı özelliklerini bilmediğimi direksiyondaki telefon ahizesi şeklindeki düğmeye bastığımda, araçta mahmur bir kadının birden konuşmaya başlamasıyla fark ettim. İngilizce konuşan bir bayanın sizden sesli komut beklediğini ifade etmesi otomobile ayrı bir hava katıyor. Araçta kullanım kılavuzu bulunmadığı için sistemi tam olarak çözemedim ama gözünüzü yoldan ayırmadan bazı işlemleri yapabiliyor olmanız güvenlik açısından çok önemli.
İki araçta da en çok rahatsızlık veren şey arka dikiz aynasının konumu; şoförden biraz daha uzakta durabilirdi. Tek kapı gibi duran spor gövdesine rağmen geniş iç hacmi ile her iki araç da, son derece dinamik ve hoş bir tasarıma sahip. Özellikle FR modelinin hızlanmaları ve uzun hızlı virajlardaki kararlılığı, tasarımı ile bütünleştiği için çok etkileyici.
Seat Leon Stylance’ın anahtar teslim satış fiyatı 37,100, FR modelinin fiyatı ise 63,200 YTL.

Tags: , , , , ,

Posted in GelişmelerComments (0)

İsveç Çeliği Saab 9-3 Aero


Otomobil dünyasında uçaklar ile bağlantılı markalar, pek de çok değildir. İşte bu nadir markalardan biri de, Saab’dır. İsveçli uçak firması Saab’ın 15 mühendisi, 1939 yılında bir otomobil üretmek üzere çalışmalara başlar ve 2. Dünya Savaşı bittiğinde, ilk otomobil prototipi 92.001 yollara çıkar. Günümüzdeki ileri teknolojiden farklı olarak, prototipin metal gövdesi, ustalar tarafından at gübresi üzerine yerleştirilen meşe kalıplarda, çekiç ile dövülerek şekillendirilmiştir. Bu “organik” teknoloji ile, aracın aerodinamik katsayısının, zamanımızdan 60 yıl önce, Ferrari F40’dan daha iyi bir değere ulaşması sağlanmıştır.
Güncel Saab 9-3 Aero, hızlı ve keyifli bir otomobil. Araca baktığınızda, yere yakın gövdesi, ön tampon ve bagajındaki kanatı, hızı hakkında ipucu veriyor. İçine oturduğunuzda sizi saran çift renkli deri koltukları, ve sürücü odaklı gösterge paneli, dış görünüşü ile son derece uyumlu. Aracın sürati konusunda en ikna edici şey ise, marşa bastığınızda çıkan ses. Turbo beslemeli 2.8 litrelik V6 motor, devir ne olursa olsun, araçtaki yolcuları, kalkış yapan uçaklardakine benzer bir çekim ile, koltuğa yapıştırıyor.
Otomobilin iç tasarımı, günümüzde meraklılarının çok özlediği, 2000lerden önceki modellerde daha belirgin olan, sürücü odaklı BMW’lere benziyor. Şoför koltuğuna oturduğunuzda, kontroller ve göstergelerin, kendinize dönük olduğunu farkediyorsunuz. Aracın zaten eğlenceli ve keyifli olan kullanımına bir de iç tasarımın orijinalliği eklenince, sürüş son derece keyifli oluyor. Ön koltuklar elektrik kontrollü ve şoför koltuğu, üç farklı ayarı hafızasında tutabiliyor. Aracın sinyal, silecek, direksiyon ayarlama kolları, el freni ve vites tünelinin etrafındaki plastik şaşılacak derece ucuz görünümlüyken, kapı panellerinde ve göğüste kullanılan malzemler ise aksine çok kaliteli.
Gösterge panelinin gece modu bulunuyor. Düğmesine bastığınızda, bütün ışıklar sönüyor ve sizin daha önce belirlediğiniz aralıkta çalışan hız göstergesi, devrede kalıyor. Böylece karanlık yollarda yapılan yolculuklarda, hem gösterge paneli gözünüzü almıyor, hem de siz, en önemli bilgiyi hızlıca okuyabiliyorsunuz. Tabi havacılıkla kendini bu kadar özdeşleştiren bir markaya “head-up display” daha yakışırdı.
Bose tarafından geliştirilen müzik sisteminde, İsveç’li müzik gruplarından ABBA, Ace of Base, The Cardigans, Roxette şarkılarını, hatta Opeth’in “Ending Credits” parçasını, büyük keyifle dinleyebilirsiniz. Radyo ekranı zamanın biraz gerisinde görünse de son derece fonksiyonel; elinizi direksiyondan ayırmadan kontrol etmeniz mümkün.
Saab’ın “Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır” atasözümüzü hatırlatan, kendine has bir özelliği dikkat çekiyor . Firmanın güvenlik konusundaki saplantılı felsefesi, karşımıza kontak anahtarında çıkıyor. Kontak anahtarının, elfreni hizasında, sıra dışı bir yerde bulunmasının, güvenliğe dayalı nedenleri var. Firma trafik kazalarında, şoförün dizlerinin yükselerek aracın göğsüne çarptığını, sert ve kompakt metal parçalardan oluşan kontak bölümünün, diz kapaklarını parçaladığını fark etmiş. Bu nedenle ön göğüs, şoför ve yolcu koltuğunda oturanın dizlerini korumak için, yumuşak maddeden imal edilmiş. Diğer yandan kontağın aşağıda bulunması, hırsızların kontağı parçalayarak, aracı çalmalarını iyice zorlaştırmış. Son bir faydası ise, ergonomik katkısı. Emniyet kemeri, elfreni ve kontağın yakın pozisyonu, ergonomik olarak kolaylık sağlıyor.
6 vitesli otomatik şanzımanı direksiyondan da kontrol etmek mümkün. Tiptronik kullanımda, siz vites büyültmeye karar verinceye kadar, şanzıman bir sonraki vitese geçmiyor ve devir 6600 devirin üstünde sabit kalıyor. Bu ayrı bir keyif veriyor, çünkü şanzımanın bütün kontrolü, sizin baş parmaklarınıza kalıyor. Tutuşun zayıf olduğu zeminlerde, aracı ikinci hatta üçüncü viteste kaldırabiliyorsunuz. Bu özelliği kuru asfaltta denediğinizde, aracın alt devirlerdeki gücüne şaşırıyorsunuz.
Stabilite programı bulunan 9-3 Aero’nun yol tutuşu çok iyi. Aracın süspanisyonları binek bir otomobilden çok, spor bir otomobil sertliğinde. Belinizi ağrıtacak sertlikde değil, ama spor. Bu yüzden yol tutuşu da muhteşem. Araç, virajlarda son derece kararlı ve gövdesi yatmıyor. Otomobil yüksek süratlerde, sert frenlerde çizgisini koruyor ve siz nereyi gösterirseniz, oraya gidiyor.
100 km/s hızın üzerine çıktığınızda aracın içinde Alman rakiplerinde bulunmayan bir lastik sesi beliriyor. Ama uçakların ne kadar gürültülü olduğu düşünürseniz, bu “asfalt uçağının” sessiz olduğuna karar verebilirsiniz.
Ülkenin genel iklim şartları ve habitatı, İsveçli otomobil üreticilerinin, güvenliğe önem vermelerinin başlıca nedenlerinden. Şartlar artık biraz farklı olabilir, ama araçların geliştirildiği ilk yıllarda, karlı ve buzlu yollarda kullanılan otomobiller daha sık kaza yapabiliyor ve sürücülerin karşısında zaman zaman geyikler belirebiliyordu. Bu yüzden araçlar sağlam üretilmek zorundaydı. Yola çıkan geyikten korunmak için “geyik testi - moose test” denilen bir test geliştirildi. Saab’ların, yolda aniden beliren bir tehlikeden kaçabilmeleri için deneyler gerçekleştirildi. Kaza anında maksimum güvenlik sağlamaya yönelik çalışmalarda, geyik maketleri ile yapılan çarpışma testlerinde, hayvanın kabine girmemesi için, ön cam ona göre tasarlandı.
Firmanın felsefesi ile ilgili ilginç bir örnek ise şöyle. Güvenliği ve dayanıklılığı ile meşhur firmanının Saab 900 modelini kullanan ve mesleği, dolaşarak satıcılık yapmak olan biri, 1,602,216 kilometre yol yaptıktan sonra aracı “Wisconsin Automotive Museum”a bağışlamış, bu mesafenin orijinal motor ile kat edildiği Saab tarafından da onaylanmış.
Aracımıza geri dönersek, kökü uçaklara dayanan 9-3 Aero, gücünü yere ön lastiklerden aktarıyor. Gaza bastığınızda sinirli bir tavrı olan aracın direksiyonu, zemin biraz bozuksa, kesinlikle tek elle tutulmamalı.
Firma yetkililerinin açıklamalarına göre, bu sene sonunda makyajlanmış modeli çıkana kadar, sınırlı sayıda Saab 9-3 Aero, özel indirimli fiyat ile satılacak.

Tags: , , , , ,

Posted in GelişmelerComments (0)

İsveç Çeliği Saab 9-3 Aero


Otomobil dünyasında uçaklar ile bağlantılı markalar, pek de çok değildir. İşte bu nadir markalardan biri de, Saab’dır. İsveçli uçak firması Saab’ın 15 mühendisi, 1939 yılında bir otomobil üretmek üzere çalışmalara başlar ve 2. Dünya Savaşı bittiğinde, ilk otomobil prototipi 92.001 yollara çıkar. Günümüzdeki ileri teknolojiden farklı olarak, prototipin metal gövdesi, ustalar tarafından at gübresi üzerine yerleştirilen meşe kalıplarda, çekiç ile dövülerek şekillendirilmiştir. Bu “organik” teknoloji ile, aracın aerodinamik katsayısının, zamanımızdan 60 yıl önce, Ferrari F40’dan daha iyi bir değere ulaşması sağlanmıştır.
Güncel Saab 9-3 Aero, hızlı ve keyifli bir otomobil. Araca baktığınızda, yere yakın gövdesi, ön tampon ve bagajındaki kanatı, hızı hakkında ipucu veriyor. İçine oturduğunuzda sizi saran çift renkli deri koltukları, ve sürücü odaklı gösterge paneli, dış görünüşü ile son derece uyumlu. Aracın sürati konusunda en ikna edici şey ise, marşa bastığınızda çıkan ses. Turbo beslemeli 2.8 litrelik V6 motor, devir ne olursa olsun, araçtaki yolcuları, kalkış yapan uçaklardakine benzer bir çekim ile, koltuğa yapıştırıyor.
Otomobilin iç tasarımı, günümüzde meraklılarının çok özlediÄŸi, 2000lerden önceki modellerde daha belirgin olan, sürücü odaklı BMW’lere benziyor. Åžoför koltuÄŸuna oturduÄŸunuzda, kontroller ve göstergelerin, kendinize dönük olduÄŸunu farkediyorsunuz. Aracın zaten eÄŸlenceli ve keyifli olan kullanımına bir de iç tasarımın orijinalliÄŸi eklenince, sürüş son derece keyifli oluyor. Ön koltuklar elektrik kontrollü ve ÅŸoför koltuÄŸu, üç farklı ayarı hafızasında tutabiliyor. Aracın sinyal, silecek, direksiyon ayarlama kolları, el freni ve vites tünelinin etrafındaki plastik ÅŸaşılacak derece ucuz görünümlüyken, kapı panellerinde ve göğüste kullanılan malzemler ise aksine çok kaliteli.
Gösterge panelinin gece modu bulunuyor. Düğmesine bastığınızda, bütün ışıklar sönüyor ve sizin daha önce belirlediÄŸiniz aralıkta çalışan hız göstergesi, devrede kalıyor. Böylece karanlık yollarda yapılan yolculuklarda, hem gösterge paneli gözünüzü almıyor, hem de siz, en önemli bilgiyi hızlıca okuyabiliyorsunuz. Tabi havacılıkla kendini bu kadar özdeÅŸleÅŸtiren bir markaya “head-up display” daha yakışırdı.
Bose tarafından geliÅŸtirilen müzik sisteminde, İsveç’li müzik gruplarından ABBA, Ace of Base, The Cardigans, Roxette ÅŸarkılarını, hatta Opeth’in “Ending Credits” parçasını, büyük keyifle dinleyebilirsiniz. Radyo ekranı zamanın biraz gerisinde görünse de son derece fonksiyonel; elinizi direksiyondan ayırmadan kontrol etmeniz mümkün.
Saab’ın “Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır” atasözümüzü hatırlatan, kendine has bir özelliği dikkat çekiyor . Firmanın güvenlik konusundaki saplantılı felsefesi, karşımıza kontak anahtarında çıkıyor. Kontak anahtarının, elfreni hizasında, sıra dışı bir yerde bulunmasının, güvenliğe dayalı nedenleri var. Firma trafik kazalarında, şoförün dizlerinin yükselerek aracın göğsüne çarptığını, sert ve kompakt metal parçalardan oluşan kontak bölümünün, diz kapaklarını parçaladığını fark etmiş. Bu nedenle ön göğüs, şoför ve yolcu koltuğunda oturanın dizlerini korumak için, yumuşak maddeden imal edilmiş. Diğer yandan kontağın aşağıda bulunması, hırsızların kontağı parçalayarak, aracı çalmalarını iyice zorlaştırmış. Son bir faydası ise, ergonomik katkısı. Emniyet kemeri, elfreni ve kontağın yakın pozisyonu, ergonomik olarak kolaylık sağlıyor.
6 vitesli otomatik şanzımanı direksiyondan da kontrol etmek mümkün. Tiptronik kullanımda, siz vites büyültmeye karar verinceye kadar, şanzıman bir sonraki vitese geçmiyor ve devir 6600 devirin üstünde sabit kalıyor. Bu ayrı bir keyif veriyor, çünkü şanzımanın bütün kontrolü, sizin baş parmaklarınıza kalıyor. Tutuşun zayıf olduğu zeminlerde, aracı ikinci hatta üçüncü viteste kaldırabiliyorsunuz. Bu özelliği kuru asfaltta denediğinizde, aracın alt devirlerdeki gücüne şaşırıyorsunuz.
Stabilite programı bulunan 9-3 Aero’nun yol tutuÅŸu çok iyi. Aracın süspanisyonları binek bir otomobilden çok, spor bir otomobil sertliÄŸinde. Belinizi aÄŸrıtacak sertlikde deÄŸil, ama spor. Bu yüzden yol tutuÅŸu da muhteÅŸem. Araç, virajlarda son derece kararlı ve gövdesi yatmıyor. Otomobil yüksek süratlerde, sert frenlerde çizgisini koruyor ve siz nereyi gösterirseniz, oraya gidiyor.
100 km/s hızın üzerine çıktığınızda aracın içinde Alman rakiplerinde bulunmayan bir lastik sesi beliriyor. Ama uçakların ne kadar gürültülü olduğu düşünürseniz, bu “asfalt uçağının” sessiz olduğuna karar verebilirsiniz.
Ülkenin genel iklim ÅŸartları ve habitatı, İsveçli otomobil üreticilerinin, güvenliÄŸe önem vermelerinin baÅŸlıca nedenlerinden. Åžartlar artık biraz farklı olabilir, ama araçların geliÅŸtirildiÄŸi ilk yıllarda, karlı ve buzlu yollarda kullanılan otomobiller daha sık kaza yapabiliyor ve sürücülerin karşısında zaman zaman geyikler belirebiliyordu. Bu yüzden araçlar saÄŸlam üretilmek zorundaydı. Yola çıkan geyikten korunmak için “geyik testi - moose test” denilen bir test geliÅŸtirildi. Saab’ların, yolda aniden beliren bir tehlikeden kaçabilmeleri için deneyler gerçekleÅŸtirildi. Kaza anında maksimum güvenlik saÄŸlamaya yönelik çalışmalarda, geyik maketleri ile yapılan çarpışma testlerinde, hayvanın kabine girmemesi için, ön cam ona göre tasarlandı.
Firmanın felsefesi ile ilgili ilginç bir örnek ise şöyle. GüvenliÄŸi ve dayanıklılığı ile meÅŸhur firmanının Saab 900 modelini kullanan ve mesleÄŸi, dolaÅŸarak satıcılık yapmak olan biri, 1,602,216 kilometre yol yaptıktan sonra aracı “Wisconsin Automotive Museum”a bağışlamış, bu mesafenin orijinal motor ile kat edildiÄŸi Saab tarafından da onaylanmış.
Aracımıza geri dönersek, kökü uçaklara dayanan 9-3 Aero, gücünü yere ön lastiklerden aktarıyor. Gaza bastığınızda sinirli bir tavrı olan aracın direksiyonu, zemin biraz bozuksa, kesinlikle tek elle tutulmamalı.
Firma yetkililerinin açıklamalarına göre, bu sene sonunda makyajlanmış modeli çıkana kadar, sınırlı sayıda Saab 9-3 Aero, özel indirimli fiyat ile satılacak.

Tags: , , , , ,

Posted in GelişmelerComments (0)

Nostalji - Mercedes Benz 300SL 1952-1963


2.Dünya Savaşı öncesinde Grand Prix yarışlarında önemli başarıları olan firma, savaştan sonra, 1951 yılında yarışlara yine başarılı şekilde geri dönmek istiyordu.
Yarışlar başlamıştı ama yeni model için yeni parçalar geliştirmeye vakit yoktu. Firma bu yüzden üretimde olan modellerin parçalarını kullanarak ve hızlı kararlar vererek 300 serisinde kullanılan motor ile çalışacak bir gövde geliştirmeye karar verdi.
O sıralar motorun gücünün rekabette yeteri kadar etkili olamayacağını düşünen firma, tasarımın son derece hafif ve hava direncinin düşük olmasına karar verir.
Firma edindiği yarış tecrübelerinden, üstü kapalı modellerin, uzun mesafe yarışlarda daha başarılı olduğunu tespit eder ve bu doğrultuda yeni aracı geliştirmeye devam eder.
Sonuç olarak sürtünme katsayısı 0.25 (Cw) olan bir model üretilir. Alüminyumdan imal edilen uzay çatı şase, kapı arasında uzun boşluklardan dolayı zayıf kalır, bunun üzerine kapı eşiği yükseltilir ve inip binmeyi kolaylaştırmak amacıyla kapıların martı kanadı şeklinde yukarı doğru açılmasına karar verilir.
Standart olarak 115 beygir gücünde olan 300 motorları, yeni ekzantrik milleri, yükseltilen sıkıştırma oranı ve Solex marka karbüratörler ile 171 beygire yükselir. Firma 9 ay içinde projeyi hayata geçirir ve 1952 yılının Mart ayında araç basın mensuplarına tanıtılır. İki ay sonra yarışlara katılmaya başlayan 300SL’ler zaferler kazanmaya başlar.
1953 yılında, uzun mesafe yol yarışlarından çok Grand Prix yarışlarına odaklanan firma, Amerikalı Mercedes-Benz distribütörü Max Hoffman’ın da talebiyle 300SL’in yol versiyonunu ve daha ufak bir roadster olan 190SL’i üretmeye karar verir. (190SL’in günümüzdeki muadili olarak SLK gösterilebilir) 300SL’in yol versiyonu, 1954 yılının Şubat ayında New York’da düzenlenen otomobil fuarında sergilenir.
Yol versiyonu yarış versiyonundan daha ağır olur ama motor gücü de 171 beygirden 220 beygire yükselir ve ilk kez benzinli bir üretim otomobilinde Bosch tarafından geliştirilen mekanik enjeksiyon sistemi kullanılır.
Ancak sistem her 1500 km.de yağ değişimi gerektirir. Çünkü otomobilin motorunun kapatıldığı süre ile motorun çalışmasının durması arasında geçen sürede, sistem yakıt püskürtmeye devam ediyor, bu da yanmamış yakıtın motor yağına karışmasına neden oluyordu. Araçta yarış tipi yağ soğutucularının kullanılması nedeniyle, benzinin motor yağında buharlaşması da mümkün olmuyordu.
Merdedes Benz 300SL, gelişmiş aerodinamiği ve 220 beygir gücündeki motoru ile aracı saatte 260 km/s hızlara ulaştırırken, kendisinden çok daha güçlü olan bazı otomobilleri performansı ile geride bırakır.
Tek kapı modelinin yerini 1957 yılında, üstü açık roadster modeli alır. 1961 yılında disk frenli modelleri satışa sunulduğunda, fiyatı Jaguar E-type’ın iki katıdır.
1962 yılında bu özel araçtan toplam 1858 adet üretilmiştir.
300SL döneminde ve günümüzde koleksiyoncuların çok arzuladığı bir modeldir. Öyle ki lastik üreticisi Dunlop, sadece bu modele özel, klasik görünümlü, 240 km/s hızlara kadar güvenli sürüş sunan lastik üretmektedir.300SL modelindeki 300 aracın motor hacmini, yani 3 litre olduğunu, SL ise “Sport Leiht” ya da “Sport Light” yani spor ve hafif olduğunu ifade eder.

Tags: , , , , ,

Posted in GelişmelerComments (0)

Ring’in kralı


Almanya’daki efsane yarış pisti Nurburgring’in 20.8 kilometre uzunluğundaki Nordschliefe bölümünü 7 dakika 27.82 saniyede turlayan Pagani Zonda F Clubsport, seri üretim otomobiller içinde, “ring”in yeni kralı oldu. Önceki rekor 7 dakika 28.00 ile Walter Röhrl’ün kullandığı Porsche Carrera GT’ye aitti.
7.3 litrelik V12 motoru 641 beygir gücünde olan aracın ağırlığı 1224 kg. 0-100 km/s hızlanması sadece 3.5 saniye süren Zonda F Clubsport, 340km/s hızın üzerine çıkabiliyor.

Tags: , , , , ,

Posted in GelişmelerComments (0)

Ring’in kralı


Almanya’daki efsane yarış pisti Nurburgring’in 20.8 kilometre uzunluğundaki Nordschliefe bölümünü 7 dakika 27.82 saniyede turlayan Pagani Zonda F Clubsport, seri üretim otomobiller içinde, “ring”in yeni kralı oldu. Önceki rekor 7 dakika 28.00 ile Walter Röhrl’ün kullandığı Porsche Carrera GT’ye aitti.
7.3 litrelik V12 motoru 641 beygir gücünde olan aracın ağırlığı 1224 kg. 0-100 km/s hızlanması sadece 3.5 saniye süren Zonda F Clubsport, 340km/s hızın üzerine çıkabiliyor.

Tags: , , , , ,

Posted in GelişmelerComments (0)

Honda CR-Z


Honda; 40. Tokyo otomobil Fuarı’nda, ilk kez sergilenen, CR-Z’nin üretiminin planlandığını doÄŸruladı. Büyük bir üne sahip CR-X kompakt spor arabanın varisi olan CR-Z (Compact Renaissance - Zero’nun yerine geçen), az emisyon ve yakıt tüketimi saÄŸlayan, firmanın en son hybrid motoru IMA tarafından güçlendiriliyor.

Honda’nın kendi sözleriyle, CR-Z kompakt , hybrid motorla güçlendirilmiÅŸ hafif spor bir otomobil olacak. Firmanın ürünün piyasaya sürülme tarihini bildirmek istemiyor ama CR-Z’nin 2009′un sonları ya da 2010′un ortalarında bir zamanda tanıtılması kuvvetli bir ihtimal.

Tags: , , , , ,

Posted in GelişmelerComments (0)

Octavia Scout Kasım’da Türkiye’de


Türkiye’de ilk kez Auto Show 2006’da gösterimi yapılan ve otomobilseverlerden yoğun ilgi gören Skoda Octavia Scout 4×4, dizel motor seçeneği ile Kasım ayından itibaren ülkemizde satışa sunulacak. Skoda’nın 4×4 segmentindeki en önemli temsilcilerinden biri olan Octavia ailesinin en yeni üyesi Octavia Scout’ın “140 HP gücündeki 2.0 TDI PD dizel“ motor seçeneğinin satış fiyatı ise 67.966 YTL olacak.

Altı kademeli manuel şanzıman sistemine sahip Octavia Scout, dört tekerlekten çekiş sistemi ile özellikle arazide sürüş kabiliyetini artırarak rahat yol alınmasını sağlıyor. Tüm hava ve yol şartlarında maksimum yol tutuş sağlayan “haldex” sistemi sayesinde Octavia Scout, değişik yol şartlarını sensörler sayesinde algılayarak gerektiği zaman arka diferansiyele güç aktarımı yapıyor ve yol tutuşunu maksimum seviyeye ulaştırıyor. Normal hava şartlarında ise önden çekiş özellikleri gösteriyor ve yakıt tüketimini minimum seviyeye düşürüyor.

2008 YILININ 4X4’Ü ÖDÜLÜ SKODA OCTAVIA SCOUT’IN OLDU

Skoda Octavia Scout, İngiltere’nin en çok satan off-road dergisi “4×4 Magazine“in 1988 yılından bu yana düzenlediği “yılın 4×4“leri yarışmasında 10 üzerinden aldığı 8.5 puanla segmentindeki 60 modeli geride bırakarak birinci seçildi. Skoda Octavia bu ödüle, üstün teknik özellikleri, sürüş keyfi, stili, pratikliği ve fiyatı ile layık görüldü. Yarışmanın sonuçları, derginin Ekim sayısında yayınlandı.

Tags: , , , , ,

Posted in GelişmelerComments (0)

Octavia Scout Kasım’da Türkiye’de


Türkiye’de ilk kez Auto Show 2006’da gösterimi yapılan ve otomobilseverlerden yoÄŸun ilgi gören Skoda Octavia Scout 4×4, dizel motor seçeneÄŸi ile Kasım ayından itibaren ülkemizde satışa sunulacak. Skoda’nın 4×4 segmentindeki en önemli temsilcilerinden biri olan Octavia ailesinin en yeni üyesi Octavia Scout’ın “140 HP gücündeki 2.0 TDI PD dizel“ motor seçeneÄŸinin satış fiyatı ise 67.966 YTL olacak.

Altı kademeli manuel şanzıman sistemine sahip Octavia Scout, dört tekerlekten çekiş sistemi ile özellikle arazide sürüş kabiliyetini artırarak rahat yol alınmasını sağlıyor. Tüm hava ve yol şartlarında maksimum yol tutuş sağlayan “haldex” sistemi sayesinde Octavia Scout, değişik yol şartlarını sensörler sayesinde algılayarak gerektiği zaman arka diferansiyele güç aktarımı yapıyor ve yol tutuşunu maksimum seviyeye ulaştırıyor. Normal hava şartlarında ise önden çekiş özellikleri gösteriyor ve yakıt tüketimini minimum seviyeye düşürüyor.

2008 YILININ 4X4’Ü ÖDÜLÜ SKODA OCTAVIA SCOUT’IN OLDU

Skoda Octavia Scout, İngiltere’nin en çok satan off-road dergisi “4×4 Magazine“in 1988 yılından bu yana düzenlediÄŸi “yılın 4×4“leri yarışmasında 10 üzerinden aldığı 8.5 puanla segmentindeki 60 modeli geride bırakarak birinci seçildi. Skoda Octavia bu ödüle, üstün teknik özellikleri, sürüş keyfi, stili, pratikliÄŸi ve fiyatı ile layık görüldü. Yarışmanın sonuçları, derginin Ekim sayısında yayınlandı.

Tags: , , , , ,

Posted in GelişmelerComments (0)