Archive | Ağustos, 2007

YÜK BOŞALSIN, SEN OFİSİNDE ÇALIŞ


Japon üretici Nissan, ekim ayında düzenlenecek Tokyo Motor Show’da sergileyeceği konseptinin ilk detaylarını basına şimdiden gösterdi. Biraz koyu bir bilgisayar çizimi şeklinde ortaya çıkan fotoğraf, araçla ilgili tüm ayrıntıları vermese de, Nissan bunu açıklama yardımıyla anlatmayı tercih etmiş. Böylelikle de merak uyandırıyor doğal olarak.
İngiltere’de bulunan Nissan Avrupa Tasarım Merkezi (NDE) tarafından geliştirilen ve “NV200″ adı verilen bu hafif ticari araç konsepti, klişe deyimiyle “mevcut kalıpları aşan” özellikleriyle dikkat çekiyor. Bu özelliklerden belki de en önemlisi, yükleme bölümünün, tıpkı bir hücre gibi araç parkedildiğinde dışa doğru çıkartılabilmesi. Aracın arkasından sürgülü bir şekilde ve bağımsız olarak dışarı doğru çıkan bölüm, ayaklarla yere sabitlenebiliyor.
“Bunun amacı ne peki?” diye sorarsanız, hemen söyleyelim. Amaç, yük bölümü boşaltma ya da yükleme için dışarı çıktığında, aracın arkasında yani içinde kalan boşluğun bir büro gibi kullanılmasını sağlamak. NV200′ün yanlarında, içinde bilgisayar ve masanın bulunduğu donanımlar, istenirse açılıp gerçek bir büro ortamı yaratabiliyor. Tabii ön koltuklar da, buna uygun olarak tamamen geriye çevirilip kullanılabiliyor.
Öte yandan aracın bir başka özelliği de, yük bölümünün değişik kullanıcılar için farklı unsurlara sahip olabilmesi. Örneğin bir sualtı fotoğrafçısı ya da dalgıç için ıslak elbiselerini ve aletlerini koyabileceği su geçirmez bölüm konulmuş.
Aracın tasarımı, her ne kadar Nissan’ın (Türkiye’de satılmayan) Renault ile birlikte geliştirdiği hafif ticari araçlarını andırsa da, bunun gelecekte piyasaya çıkacak olanlara bir ışık tutabileceğini söyleyebiliriz. Zira Nissan’ın Renault Trafic ve Opel Vivaro’nun üçüzü olan ve aynı fabrikada üretilen hafif ticari araçları da var.

Tags: , , , , ,

Posted in GelişmelerComments (0)

Dünyanın en pahalı otomobilleri


İş, ticaret, finans dünyasının bir numaralı dergisi Forbes, 2006 yılının dünya dolar milyarderleri listesinden sonra, dünyanın en pahalı otomobil listesini de yayınladı.
Dünyanın en pahalı arabası, 1 milyon 192 bin 57 dolar fiyatla Volkswagen’in üretittiği Bugatti Veyron olurken, ikinci en pahalı araba, Bugatti Veyron’un neredeyse yarı fiyatına denk gelen, 667 bin 321 dolarlık Pegani Zona Roadster oldu. Forbes’in dünyanın en pahalı otomobilleri listesi şöyle:

Bugatti Veyron - 1 milyon 192 bin 57 dolar.
Pegani Zona Roadster - 667 bin dolar.
SSC Ultimate Aero - 654 bin dolar.
Leblanc Mirabeau - 645 bin dolar.
Saleen S7 Twin-Turbo - 555 bin dolar.
Koenigsegg CCR - 545 bin dolar.
McMerc - 452 bin dolar.
Maybach 62 - 385 bin dolar.
Porsche Carerra GT - 440 bin dolar..
Maybach 57 S - 367 bin dolar.

Tags: , , , , ,

Posted in Piyasa HaberleriComments (0)

Suziki Kizashi Sedan Concept Frankfurt’ta



Suzuki, Frankfurt Otomobil Fuarına yeni orta sınıf sedan konseptiyle katılmayı planlıyor.

Kizashi sedan concept ismini verdiği otomobilinin seri üretimine 2010 yılında geçmesi bekleniyor.

Tags: , , , , ,

Posted in Piyasa HaberleriComments (0)

BMW HAKKINDA



BMW (Bayerische Motoren Werke AG’nin kısaltması)(Türkçe: Bavyera Motor Fabrikası A.Ş.), Alman otomobil ve motosiklet üreticisi. BMW ayrıca, Mini ve Rolls-Royce, otomobil şirketlerinin sahibidir.

Şirketin sloganı ve resmi kurumsal dili İngilizcedir. Sloganı ‘The Ultimate Driving Machine’ yani ‘En Gelişmiş Sürüş Makinası’. Bu sloganla, ünlü Alman teknolojisini ve AR-GE’deki kendine güveni vurguluyor.

Şirket, 1913 yılında Karl Friedrich Rapp tarafından Almanya’nın Münih kentinde kurulmuştur ve mimari olarak meşhur merkezi halen oradadır. İlk zamanlarda sadece uçak motoru üreten şirket, 1928 yılında satın aldığı Fahrzeugtechnik Eisenach A.G. otomobil şirketinden sonra otomobil üretiminine girmiştir. BMW ilk otomobil seri üretimini 1929′da 3/15 PS ismindeki otomobil ile başlamıştır.
BMW ilk olarak uçak motoru üretimi yapan bir firmaydı. Bu yüzden parçalı amblemin mavi kısmı gökyüzünü beyaz kısmıda uçak pervanesini temsil etmektedir.
Model Açılımları şunlardır: ·
000 i = İnjection(Benzinli), ·
000 x = 4 Çeker , ·
000 ti = Compact , ·
000 ci = Cabriolet, Coupe ·
000 d = Dizel , ·
000 xd = Dizel + 4 Çeker, ·
000 Li = Long (Uzatılmış karoser) , ·
000 Ld = Long + Dizel , ·
Z0 = Z Series (Sport Roadster Serisi) , ·
X0 = X Series (Arazi Serisi) , ·
1xx = 1 Serisi Kompakt Sınıf, ·
3xx = 3 Serisi Orta Sınıf , ·
5xx = 5 Serisi Orta Üst Sınıf , ·
6xx = 6 Serisi Sport Coupe Sınıfı , ·
7xx = 7 Serisi Üst Sınıf , ·
Mx = M Serisi (Performans ve Sportif Araçlar), ·
Bx = Alpine Serisi

Dynamic Drive

Dynamic Drive aktif bir süspansiyon sistemidir. Bu sistem ile ön ve arka akslarda bulunan aktif stabilizatörler (’anti-roll bar’lar) sayesinde yatay araç dinamiğinde çok yüksek bir denge sağlanır. Mekanik stabilizatörler içinde dönen hidrolik elemanlar (aktive edici elemanlar), ön ve arka aksta iki adet basınç kontrol valfi üzerinden, sadece virajlar sırasında stabilizasyonu sağlar. Böylece virajlarda oluşan yana yatmalar minimuma indirgenirken, aracın geneldeki seyir konforu en üst düzeyde tutulmuş olur. Dynamic Drive her hızda maksimum ataklığı, optimum direksiyon kontrolünü sağlar. Özellikle arkada oturan yolcular bunun avantajlarını çok net hisseder: Otomobilin arkasında okuma ve çalışma, yanal hareketlerin azalmasından dolayı çok daha keyifli olur. En önemlisi Dynamic Drive, sürücüye direksiyon hakimiyetinde yepyeni bir boyut getirir.

Elektro-Mekanik Park Freni

Elektro-mekanik park freni, hiçbir güç sarf edilmeksizin, kokpite yerleştirilmiş bir düğme vasıtası ile kontrol edilen otomatik bir el frenidir. Aracı park konumunda sabitlemenin dışında iki fonksiyonu daha vardır: “Autohold” ve “Hillhold”. Autohold, otomobilin hareket etmediği anlarda otomatik olarak el freninin devreye girmesini sağlar. Sürücü, diğer tüm otomatik şanzımanlı araçlarda olduğu gibi, durduğu anlarda ayağını devamlı frende tutmak zorunda kalmaz. Harekete geçilmek istendiğinde gaz pedalına basıldığı anda fren kendini otomatik olarak çözer. Hillhold fonksiyonuyla ise otomobilin yokuş yukarı kalkışlarında, otomatik frenleme ve fren çözülmesi sayesinde geri kaymasını önlenir. Motorun çalıştığı anlarda tüm frenleme hidrolik olarak DSC pompası üzerinden yapılır. Ancak motorun çalışmadığı durumlarda frenleme mekanik olarak geleneksel el freni mekanizması üzerinden arka akslarda yapılır. Güvenliğin sağlanması için otomobilin motor çalışırken terk edilmesi durumunda, gaz pedalına basılarak frenin çözülmesi önlenmiştir

Elektronik Süspansiyon Sertlik Kontrolü “EDC”

Elektronik süspansiyon sertlik kontrolü, sürüş konforunu olabilecek en iyi sürüş güvenliği ile birleştirir. Ek olarak bu sistem sayesinde otomobilin yük durumuna bağlı kalmaksızın her zaman aynı kalan süspansiyon özellikleri sağlanır. Ayrıca otomobilin sürüşünü etkileyecek her türlü hareketi sezicilerle sürekli gözlenir. Tüm değerler bir mikroişlemci tarafından değerlendirilir ve çıkan sonuçlara göre amortisörlere komutlar gönderilir. Amortisörlerde bulunan valfler sayesinde sertlik kademesiz olarak ayarlanır ve değişen yol, yük ve sürüş şartlarına göre uyum sağlanır. Frenlemelerde, yol sathından veya virajlı yollarda kullanımdan ya da hızlanmalar sonucunda oluşan gövde hareketleri hissedilir derecede azalır. Ayrıca sürücü, Controller vasıtası ile “Sport” programı yani daha sportif bir süspansiyon ayarını seçebilir.
iDrive

iDrive, sürücünün otomobili sezgisel ve interaktif olarak kullanmasını sağlayan, yenilikçi bir kavramdır. Sayıları azaltılmış düğmeler ve kumanda elemanları sayesinde, sürücü gözünü yoldan neredeyse hiç ayırmaz ve otomobilin iç mekanı sadeleşir. Böylece sürüş ve konfor alanları birbirinden ayrılır. Sürücünün yola konsantre olabilmesi için, Start/Stop kontrol düğmesi gibi önemli tuşlar sürücünün etrafındaki alana yerleştirilmiştir. Ayrıca otomatik klima tuşları gibi konfor fonksiyonlarına yönelik elemanlar ise hem sürücü hem de ön yolcunun ulaşabileceği şekilde ortadadır. Kontrol Ekranı ve bu ekrana giriş yapmayı sağlayan ve sezgisel olarak tek el ile kullanılabilen Controller da bu bölgededir. Controller, sekiz yöne hareket ettirilebilir. Menüler ise bir rüzgar gülü mantığında yerleştirilmiştir. Tüm fonksiyonlar hiyerarşik bir şekilde birincil ve ikincil olmak üzere sıralanmıştır. Radyo ses seviyesi, silecekler, ısı ayarı veya arka cam rezistanı gibi birincil fonksiyonlar alışıldığı gibi birer kontrol düğmesi vasıtası ile kullanılır. Anlık tüketim gibi ikincil fonksiyonlar ise Kontrol Ekranı üzerinden Controller ile kumanda edilir. Böylece sürücü gerçekten dikkat etmesi gereken şeylere konsantre olur.

Aktif Hız Kontrolü

Aktif hız kontrolü, klasik hız kontrolünün (cruise control) geliştirilmiş bir fonksiyonudur. Bu sistemle radar vasıtası ile önceden seçilmiş bir hızın sabit tutulması sağlanır. Radar sezici ve kontrol ünitesi birleştirilmiş ve ön tamponun altında bulunan bir bölgeye yerleştirilmiştir. Bu donanım sayesinde BMW’niz önde giden bir araca yaklaştığında, sistem aracı otomatik olarak farkeder ve önceden belirlenmiş bir mesafeyi (üç değişik ayar mümkün) sabit tutar. Otomobilin önü açıldığında, hafızada bulunan hıza ulaşmak için otomatik olarak hızlanır. Fren pedalına yapılacak küçük bir dokunuş, sistemin devre dışı kalması için yeterlidir. Bu sistem ile sürücü tamamen trafiğe konsantre olabilir ve böylece sürüş konforu artar. Ancak trafik durumuna göre sürüş şekli doğal olarak sürücünün sorumluluk alanı içindedir.

Hi-Fi Professional LOGIC7

Bu Hifi sistemi, tüm bilinen ses formatlarının 13 hoparlör üzerinden çok kaliteli bir şekilde verilmesini sağlar. 7 mid-range, 4 tweeter ve 2 adet merkezi yerleştirilmiş subwoofer ile hiçbir sistemle kıyaslanamayacak bir ses elde edilir. Tweeter’lar ve orta frekans hoparlörleri (100 mm çaplı) aluminyum membranlara sahip olup, subwoofer’lar seramik alaşımlıdır. 6 orta frekans hoparlörü dört kapıya ve arka cam önüne yerleştirilmiştir. Bu hopörlerlerin sonuncusu ise kokpitin tam ortasına monte edilmiştir. Subwoofer’lar (217 mm çaplı) ise ön koltukların altında bulunmaktadır. Bu merkezi bas kavramı ile bas seslerin tüm iç mekana eşit dağılımı sağlanmıştır. Bunu sağlamak için yüksek performanslı hoparlörler aracın tabanına yerleştirilmiştir. Böylece eşiklerde bulunan tüm boşluklar hacimli ses üretimi için kullanılmıştır. Bu düzenleme ile bagaj hacmi daraltılmamış, arka cam önünde oluşan titreşimler önlenmiş ve bas seslerin çok net bir şekilde elde edilmesi sağlanmıştır.

Adaptif Farlar

Adaptif far çalışma sisteminde, virajlar alınırken, sensörler araç hızını, savrulma oranını ve direksiyon açısını tespit ederler. Daha sonra elektro-mekanik bir sistem, virajın yerleşimine uygun bir biçimde xenon farların yönünü ayarlayarak yolun ileri kısımlarında azami düzeyde aydınlanma sağlar. Sizin açınızdan bunun anlamı, gece yolculuklarında güvenliğinizin belirgin bir biçimde artmasıdır.

Aktif Direksiyon

Nasıl Servotronic, klasik hidrolik direksiyon yumuşaklığını hıza göre ayarlayarak konfor ve güvenliği birleştiriyorsa, Aktif Direksiyon (active steering) da direksiyonun tur sayısını hıza göre ayarlar. Bu olağanüstü özelliğe sahip bir otomobilde, düşük hızlarda çok kısa turlu bir direksiyona sahip olur ve hafif direksiyonunuzu çok az çevirerek park ve manevra kolaylığı yaşarsınız; yüksek hızlarda ise tur sayısı artarak otomobilin yön tutuş dengesini artırılmış, güvenli ve rahat kullanımı garantiye alınmış olur.

ASC + T ( Automatic Stability Control + Traction) :

Kalkışlarda veya buzlu ‘kaygan’ yollarda viraj dönüşlerinde, tahrik tekerleklerinde ambelaj (birinde veya her ikisinde, farklı oranlarda dönüş sayısı artışı) oluşur. Sistem ABS sensörlerinden devir uyarısı alarak ‘tahrik tekerlekleri’ serbest tekerleklerden gelen devir sinyaliyle karşılaştırır. Belli bir değerin üzerinde ambelaj söz konusu olursa ambele olmuş tekerlekleri bu durumdan kurtarmak için DME (Digital Motor Electronic) ile haberleşerek motordan gelen torku azaltma yoluna gider. DME , bu talebi yerine getirmek için: ateşleme zamanını geciktirir, enjökterlerdeki yakıt miktarını azaltır, gaz kelebeğini kısma işlemlerini yapar. Buna ek olarak sistem ambelaj oranları arasında sağ ve solda fark varsa, sağ ve/veya sol tekerlekleri ABS sistemine komut verilerek frenler; bu arada boylamasına kararlılık da kaybolmaz.

ABS (Antilock Braking System) :

Aracın frenlenmesi sırasında, yol yüzeyinde lastiklerin tutunabilme gücüne göre belirli bir fren dozajı aşıldığında tekerlekler bloke olurlar. Frenlenen tekerlekte oluşan blokaj sorununu çözebilmek için ABS sistemi fren hidrolik sıvı basıncını belirli bir aralıkta azaltır veya çoğaltır. Bunun için ABS sistemi 4 tekerlekte de bulunan tekerlek devir sensörlerinden uyarı alır ve fren hidroliği basıncını düzenler. Bu durum frenleme sırasında aracın savrulmasını engeller ve kararlığı artırır. Aracın frenlenmesi sırasında boylamasına kararlılık kaybolmaz; tekerlekler bloke olmazlar, maksimum frenleme sırasında bile direksiyon hakimiyeti kaybolmaz, düşük sürtünme katsayılı yollarda frenleme sırasında tekerleklerde blokaj oluşumu engellenir.

Servotronic

Klasik hidrolik direksiyon sistemine sahip araçlarda düşük hızlarda sürüş kolaylığı ve konfor sağlanırken yüksek hızlarda direksiyon cevabının yumuşak olması nedeniyle aktif güvenlik azaltır. Bu yüzden servotronic sistem hidrolik direksiyon sisteminin güç desteğini araç hızına bağımlı kılar. Park manevralarında maksimum konfor, yüksek hızda aktif güvenlik standardizasyonu ve direksiyon cevabının daha net hissedilmesini sağlar.

DSC (Dynamic Stability Control)

Belli bir hızın üzerinde viraja girildiğinde araçta oluşan oversteer ‘aşırı dönme’ ve understeer ‘az dönme’ problemlerini algılayarak ASC+T ve ABS sistemlerini kullanarak problemi fiziksel limitler dahilinde çözen üst hiyerarşide bir sistemdir.

CBC (Cornering Braking Control)

Otomobil viraj içinde iken ani frene basıldığında eğer arkadan tahrikli ise genellikle aracın burnu viraj içine, arkası viraj dışına kayma eğiliminde olur (oversteering). Önden tahrikli ise genellikle burnu viraj dışına kayar (understeering). Böyle bir durumda frenleme esnasında arka tekerleklere gereksiz fazlalıkta fren etkisi uygulandığında bloke olabilirler. CBC sistemi burada devreye girerek bu tekerlekteki fren gücünü limitler. Eğer araç sağa doğru bir virajda ise sağ arka tekerlek sola doğru virajda ise sol arka tekerlekteki devir sayısı yükselecektir. CBC bu durumda sadece viraj içi arka tekerleğin devrinin yükselmesini öteki tekerleklere göre engelleyecektir. Bu durumda araç spin hareketinden korunmuş olacaktır.

DBC (Dynamic Braking Control)

Bu sistem tamamen sürücünün panik durumlarda frenlemesine yardımcı olacak şekilde programlanmıştır. DBC fren pedalı basıncını ve ayağın gaz pedalından çekiliş hızını parametre olarak kullanır. Sürücü aniden ayağını gazdan çekip frene bastığında, sistem bunu panik durum olarak algılar ve bir insanın yapamayacağından daha hızlı ve etkili bir frenaj sağlar. Kısacası tehlikeli durumu algılayıp sürücüden daha önce fren sistemini gerekli basınçla harekete geçirir bunu hidrolik etki ile yapar. Daha önce bir rezervuarda toplanan yüksek hidrolik basınç böyle bir durumda serbest bırakılarak çok hızlı bir şekilde tekerleklere dağıtılır.

SMG (Sequential Manual Gearbox)

SMG teknolojisi [1] BMW tarafından Formula yarış arabaları için geliştirilen ve sonradan günlük kullanım için üretilen BMW’lere adapte edilen bir şanzımandır. SMG şanzıman otomatik bir düz vites sistemi olarak düşünülebilir. SMG şanzımanlı BMW’lerde debriyaj vitesi yoktur, şanzımanın kendi içinde otomatik debriyaj sistemi vardır. Vites orta konsoldaki vites kolunun ileri ve geri itilmesiyle ve direksiyonın sağ ve solundaki pedalların geriye çekilmesiyle değiştirilir. BMW mühendisleri aynı zamanda vitesin ne kadar çabuk değiştirilmesini kontrol etmek amacıyla orta konsola vites değiştirme hızını ayarlamak için bir düğme koymuşlardır. En hızlı konuma getirildiğinde vites saniyenin çok altında değiştirilmekte fakat bu hızlı değişimler arabayı sarsmaktadır. Yeni bir kullanıcının SMG şanzımana alışması 1 ay kadar alabilmektedir [2]. Bunun en büyük nedeni ise diğer arabalardaki otomatik vitesten farklı olarak vites geçişleri sırasında ayağın gazdan kaldırılmasının gerekliliğidir. SMG şanzıman en çok M serisi arabalarda tercih edilmektedir, hatta 2006 yılında çıkan M5 serisinde ve 2008 yılında çıkacak olan yeni M3 serisinde SMG şanzıman standart olacaktır.

VANOS

Motor alt ve üst devir aralıklarında gezinirken, kam millerinin(sübapların hareketini sağlayan miller, egzantrik mili) sübap açılma-kapanma avansını değiştirebilen sistemdir.Sonuç olarak daha şişkin bir tork eğrisi elde edilir. Temelde emme ve egzoz subaplarının kesişme zamanlamasını arttırıp azaltma prensibi ile çalışır.

Valvetronic

Seri motor üretiminde benzersiz bir teknolojidir.Valvetronic sayesinde hava emme valflerinin sürekli değişken hareketleri sağlanarak motorda gaz kelebeğine ihtiyaç duyulmaz. Daha az tüketim, daha düşük egzoz emisyonu, bununla beraber daha dinamik ve anında tepkili bir sürüş avantajı elde edilir.

Model Gelişimi ·

BMW E3 — (1968–1977) 2.5, 2.8, 3.0, 3.3 “New Six” sedans ·
BMW E9 — (1969–1975) 2800CS, 3.0CS, 3.0CSL “New Six” coupés ·
BMW E12 — (1972–1981) 5 Series ·
BMW E21 — (1975–1983) 3 Series ·
BMW E23 — (1977–1986) 7 Series ·
BMW E24 — (1976–1989) 6 Series ·
BMW E26 — (1978–1981) M1 ·
BMW E28 — (1981–1988) 5 Series
BMW E30 — (1982–1991) 3 Series ·
BMW E31 — (1990–1999) 8 Series ·
BMW E32 — (1986–1994) 7 Series ·
BMW E34 — (1988–1995) 5 Series ·
BMW E36 — (1991–1999) 3 Series ·
BMW E36/5 — (1995–1998) 3 Series Compact (US market known as “318ti”) ·
BMW E36/7 - (1996-2002) Z3 Series Roadster ·
BMW E36/8 - (1998-2002) Z3 Series Coupé ·
BMW E38 — (1994–2001) 7 Series ·
BMW E39 — (1996–2003) 5 Series ·
BMW E46/5 — (2000–2004) 3 Series Compact ·
BMW E46/4 — (1998–2005) 3 Series Sedan ·
BMW E46/3 — (1999–2005) 3 Series Touring/Sports Wagon · BMW E46/2 — (1999–2006) 3 Series Coupé ·
BMW E46/C — (1999–2006) 3 Series Convertible ·
BMW E52 — (2000–2003) Z8 ·
BMW E53 — (2000–2006) X5 ·
BMW E60 — (2004–present) 5 Series ·
BMW E61 — (2004–2007) 5 Series Touring/Sports Wagon ·
BMW E63 — (2004–present) 6 Series coupé ·
BMW E64 — (2004–present) 6 Series convertible ·
BMW E65 — (2002–2007) 7 Series short wheelbase ·
BMW E66 — (2002–2007) 7 Series long wheelbase ·
BMW E67 — (2002–2007) 7 Series Protection ·
BMW E70 — (2007-present) X5 ·
BMW E83 — (2004–present) X3 ·
BMW E85 — (2003–present) Z4 ·
BMW E86 — (2006–present) Z4 Coupé ·
BMW E87 — (2004–present) 1 Series ·
BMW E88 — (2008) 1 Series Convertible ·
BMW E89 — (2009) Z4 roadster ·
BMW E90 — (2005–present) 3 Series ·
BMW E91 — (2005–present) 3 Series Touring/Sports Wagon · BMW E92 — (2006–present) 3 Series Coupé ·
BMW E93 — (2007–present) 3 Series Convertible ·
BMW F01 — (2008) 7 Series ·
BMW F02 — (2009) 7 Series long wheelbase ·
BMW F03 — (2008) 7 Series Protection ·
BMW F04 - (2009) 8 Series Light Base ·
BMW F10 — (2010) 5 Series ·
BMW F11 — (2012) 5 Series Touring/Sports Wagon ·
BMW F12 — (2011) 6 Series Coupé ·
BMW F13 — (2011) 6 Series Convertible ·
BMW F14 — (2011) LC5

Tags: , , , , ,

Posted in Piyasa HaberleriComments (0)

LAMBORGHİNİ TÜRKİYE’DE


Dünya’nın en prestijli otomobillerinden Labhorghini artık Türkiye’de. 2007′de sadece 7 adet getirilebilecek. Bu arabanın sadece boya farkı bile 10 bin Avro…
Lamborghini, Doğuş Otomotiv’le Türkiye’ye ‘merhaba’ dedi. Şirket 2007’de sadece 6 Lamborghini getirebilecekÜnlü İtalyan spor otomobil markası Lamborghini, yeni distribütörü ile resmen Türkiye pazarına giriş yaptı. Doğuş Otomotiv, bünyesine kattığı yeni markanın ilk showroom’unu Eylül’de açacak olmasına rağmen şimdiden 3 araç satmayı başardı. Ancak şirket gelen yoğun talebe karşın bu yıl toplam 6 Lamborghini satabilecek. Çünkü, bu sıradışı otomobillere sahip olabilmek için sadece çok paranız olması yetmiyor. Yılda yaklaşık 2 bin adet üretilen Lamborghini’ye kavuşmak 6 ay ile 1 yıl arasında bekleniyor. Tabii sipariş verilecek araç için Lamborghini’den kota alınabilirse…Lamborghini Türkiye Genel Müdürü Gino Bottaro, en ucuz Lamborghini modeli olan Gallardo Coupe’nin fiyatının 380 bin eurodan başladığını belirterek, “Ürün gamımızda ayrıca Gallardo Spyder, Gallardo Superleggera ile Murcielago bulunuyor. En pahalı model de 530 bin euroluk Murcielago LP640” diye konuştu. 3 yılda Ferrari’ye yetişiriz10 müşterinin Lamborghini almak için Doğuş Otomotiv’e başvurduğunu belirten Bottaro, ancak sadece 6 araç için kota alabildiklerini söyledi. Gino Bottaro, şöyle devam etti: “Lamborghini’ye tüm dünyada büyük talep var ve üretilen araç sayısı da belli. Geçen yıl 2 bin 87 otomobil üretildi. 3 bin kişi ise Lamborghini satın almak isteğini belirtti. O yüzden bu el yapımı araçlara sahip olmak için biraz da sabır gerekiyor. Şimdiden önümüzdeki yılın siparişleri için uğraşıyoruz. 2008’de 12, 2009’da ise 25 Lamborghini satarız. Yani Ferrari’ye 3 yıl içinde yetişiriz.” 500 potansiyel müşteri varTürkiye’de lüks otomobil segmentinin sürekli büyüdüğünü hatırlatan Bottaro, potansiyel Lamborghini müşterileri için bir araştırma yaptıklarını söyledi. Doğuş Otomotiv’in bünyesinde bulunan Audi ve Porsche gibi markaların bilgi bankasından yararlandıklarını kaydeden Gino Bottaro, “Türkiye’de Lamborghini satın alabilecek 500 potansiyel müşteri olduğunu saptadık” diye konuştu. ‘Üretim 5 binlere çıkmayacak, niş kalacak’Lamborghini CEO’su Stephan Winkelmann, otomobillere tüm dünyadan yoğun ilgi olduğunu ancak üretim adetlerini yukarı çıkartmayacaklarını söyledi. Yıllık kapasitelerinin 2 bin 500 adet olduğunu ifade eden Winkelmann, “Lamborghini markası niş kalmaya devam edecek. Öyle 5 binli adetlerde üretim olmayacak. Her isteyen bu otomobilden alamayacak” dedi. Winkelmann, şöyle devam etti: “37 ülkede 103 bayimiz var. ABD en büyük pazarımız. Satışlarımızın yüzde 40’ı bu ülkeden. Sadece Kaliforniya’da 300 Lamborghini satılıyor. ABD’den sonra Almanya, İtalya, İngiltere ve Japonya geliyor. Çin, Rusya ve Ukrayna da hızlı büyüyen pazarlar arasında.” Sürüş izlenimiLamborghini’nİn Bologna’daki test sürüşünde Gallardo Superleggera, Gallardo Spyder ile Murcielago LP640 modellerini kullandık. Superleggera adı verilen model, 1.330 kilogram yani normal Gallardo’ya göre 100 kilogram daha hafif. Bu da otomobilde yoğun olarak yer alan karbon fiber maddesinden kaynaklanıyor. Otomobilin iç mekanı tamamen deri ve Alcantra ile kaplı. Elektrikli cam, navigasyon, far, müzik sistemi gibi aklınıza gelebilecek tüm donanım uçak kokpitini andıran ön panelde toplanmış. Her spor otoda olduğu gibi fazla lüks donanıma da yer verilmemiş. Sürücü koltuk ayarı bile manuel.Superleggera’nın alçak koltuğuna oturup, aracın kontağını çevirdiğiniz zaman 530 beygir güç üreten motorun vahşi sesi bile sizi titretiyor. Lamborghini’de Formula 1 araçlarındaki direksiyondan kumandalı 6 ileri elektronik şanzıman sistemi bulunuyor. Artı ve eksi butonlarla, vites değiştiriliyor. Kalkıştan sonra 2’nci, 3’üncü, 4’üncü vites derken, araç birden 200 km’yi görüyor zaten. Hız makinesini andıran Superleggera’nın maksimum sürati saatte 315 km. Otomobil 3.8 saniyede 100 km hıza ulaşabiliyor. Aracın yol tutuşu sürekli dört çeker sistemi sayesinde oldukça etkileyici. Yüksek süratte virajlarda en ufak kopma olmuyor. 3 saat süren Lamborghini test sürüşü bittiğinde üzerimizde yüksek adrenalin nedeniyle tatlı bir yorgunluk vardı… Bu da belki de aracın özeti olsa gerek.CEO Winkelmann:Türkiye’de çok büyük potansiyel varLamborghini CEO’su Stephan Winkelmann, markanın Türkiye distribütörü Doğuş Otomotiv’in çok doğru bir ortak olduğunu belirterek, “Böyle iyi bir partner bulduğumuz için mutluyuz. Türkiye pazarında çok büyük bir potansiyel bulunuyor. aracı alabilecek 20-30 müşteri var. Ekonomi çok hızlı büyüyor ve iyi gidiyorsunuz. Türkiye’nin geleceği parlak, bu da Lamborghihi için önemli” dedi.

FABRİKADAN NOTLAR…FERRARI’YE KIZIP, MARKAYI YARATTI

1963’te kurulan Lamborghini’nin ilginç hikayesi var. O güne kadar sadece traktör üreten ve spor otomobillere büyük merakı olan Ferrucio Lamborghini, Ferrari’ye kızarak Lamborghini markalı spor araçlar üretmeye karar verdi.2006’DA HER ALANDA REKOR KIRDI 1998’de Audi tarafından satın alınan Lamborghini, üretim atağına kalktı. 2002’ye kadar yılda ortalama 250 adet olan üretim, geçen yıl 2 bin 87’ye ulaştı. Şirket, 2006’da birçok rekora imza attı. Cirosu yüzde 43 artışla 346 milyon euroya, vergi öncesi kârı da 3 kat artarak 18 milyon euroya ulaştı.

DÖŞEME İÇİN 7 İNEK DERİSİ

İtalya’nın Bologna şehrindeki Lamborghini fabrikasında 800 kişi çalışıyor. Tesiste Gallardo ve Murcielago modelleri üretiliyor. Otomobillerin birçok bölümü tamamen el işçiliği ile yapılıyor. İç deri döşemeler için 7 sığır harcanıyor.

LOGOSU BOĞA BURCUNDAN GELİYOR

44 yıl önce üretime geçen markanın logosu Ferrucio Lamborghini’nin boğa burcu olmasından kaynaklanıyor. Bugüne kadar Miura, Espada, Countach, Diablo, Murcielago, Gallardo gibi modelleri üreten şirket, araç isimlerinde özellikle boğalardan etkilenmiş. Özelikle Murcielago onlarca kılıç darbesine rağmen ölmeyen bir boğayı temsil ediyor.

RENK FARKI İÇİN 10 BİN EURO ÖDENİYOR

Lamborghini otomobillerin özel renkleri bulunuyor. Sarı, kavuniçi, yeşil, siyah, gri tonları en fazla tutulanlar. Ancak katalogda bulunmaya renk sipariş edildiği zaman ise 10 bin euro fark ödeniyor. Lamborghini’nin kullanmadığı Ferrari kırmızısı da bu özel renkler arasında.

Tags: , , , , ,

Posted in Piyasa HaberleriComments (0)

LİNEA’NIN MUHTEŞEM GALASI


Tofaş’ın Bursa’da ürettiği Fiat Linea, İstanbul Boğazı’ndaki Su Ada’daki görkemli lansmanla dünya vitrinine çıktı. Fiat Auto CEO’su Marchionne, “Koç ile kurduğumuz hayal Linea’yla gerçek oldu” dedi
İtalyan otomotiv devi Fiat ve Koç Holding’in ortak şirketi Tofaş, 170 milyon Euro yatırımla Bursa fabrikasında üretmeye başladığı yeni modeli Fiat Linea’yı dünyaya görkemli bir geceyle İstanbul Boğazı’nın ortasında yer alan Su Ada’da (Galatasaray Adası) tanıttı. İlk kez Türkiye’de üretilen bir modelin dünya tanıtımı Türkiye’de yapılırken, lansmanın Boğaz’ın ortasında yapılması Türkiye’nin tanıtımına büyük katkı sağladı.
ZOR GÜNDE BİZİ DESTEKLEDİNİZ: Su Ada’da gerçekleşen tanıtımda konuşan İtalyan Fiat Auto’nun CEO’su Sergio Marchionne, Mustafa Koç’la 2004’te Boğaz’da bir dünya lansmanı hayalini kurduklarını belirterek, bu hayallerini Linea’yla gerçekleştirdiklerini söyledi. Marchionne, “Koç Holding, Fiat’ın en kötü ve en sıkıntılı zamanında bile yanımızdaydı. Bize hep destek verdiler. Şimdi iyi zamanda da birlikteyiz. Bu dostluğumuz gelişerek devam edecek.”
EN ÇOK SATAN İKİNCİ MODEL: Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç ise, Tofaş’ın Fiat’la birlikte ortak olarak geliştirdiği Linea’nın Fiat’ın Grande Punto’dan sonra en çok satılan modeli olacağını belirterek, “Böyle bir aracı üretmekten dolayı gururluyuz. Tüm emeği geçenleri kutluyorum” dedi. Mustafa Koç ve Sergio Marchionne’nin konuşmaların ardından birbirlerini kucaklayarak tebrik etmesi aralarındaki sıcak dostluğu da ortaya koydu.
YENİ GÖZLERLE GÖRÜYORUZ: Fiat Auto CEO’su Sergio Marchionne, gala gecesinin ardından dün Türker İnanoğlu Maslak Show Center’da (TİM) gerçekleşen uluslararası basın toplantısında da konuştu. Marchionne, Linea’nın bu yıl Bravo’nun ardından ikinci yeni otomobilleri olduğunu, bunun Fiat’ın ne kadar hızlı gittiğini gösterdiğini söyledi. Türkiye, Rusya, Brezilya, Çin gibi ülkelerin sedan pazarlarının çok güçlü olduğunu dile getiren Marchionne, Linea’nın bu pazarların isteklerine göre geliştirildiğini ve örnek bir ürün olduğunu kaydetti. Linea’nın, Fiat’ın uluslararası gelişmeye bakışını gösterdiğini ifade eden Marchionne, “Fiat dünyayı artık yeni gözlerle görüyor. Yerel ortaklarımız bizim için çok önemli” dedi.
47 YILLIK ÖRNEK ORTAKLIK: Doğru ortakla çalışmanın önemine değinen Marchionne, Tofaş’taki Koç ortaklığına işaret ederek 1960’tan bu yana ortaklığın önemli gelişmeler kaydettiğini ve örnek teşkil ettiğini anlattı. Fiat’ın dünyadaki diğer ortaklıklarına da değinen Marchionne, “Amacımız büyümek. Yatırımımız olan ülkelerde mevcudiyetimizi artırmak istiyoruz. Fiat herkesle işbirliğine hazırdır. Fiat 9 üç çeyrektir sürekli kár ediyor. Fiat’ın büyümesi kontrolsüz küreselleşme şeklinde olmayacaktır” diye konuştu. 27 bin YTL’ye önce Türkiye’de FIAT CEO’su Luca De Meo, Linea’nın Boğaz Köprüsü’nden geçerek dünyaya yayılacağını dile getirdi. Yılda 60 bin adet üretilecek Linea’nın Bursa’daki fabrikadan dünyaya ihraç edileceğini aktaran De Meo, Linea’nın C segmentinin önemli bir temsilcisi olacağını söyledi. De Meo, otomobilin bugünden itibaren Türkiye’de 27 bin YTL’den başlayan fiyatlarla satışa sunulacağını, Almanya’da ise rakiplerinden yüzde 30 daha düşük fiyatla satılacağını bildirdi. Linea’nın haziran ayından itibaren sırayla dünyaya ihraç edileceğini kaydeden De Meo, Linea’nın Grande Punto’dan sonra Fiat’ın en çok satan ikinci otomobili olacağını kaydetti. Fiat Stil Merkezi tarafından tasarlanan Linea’nın, biri dizel 3 farklı motor seçeneği buluyor. 1.4 litrelik benzinli motor 77 ve 120 beygir güç üretirken, 1.3 Multijet dizel motor ise 90 beygir gücünde. Linea’nın benzinli motorları da Bursa’da üretiliyor. İstanbul’dan dünyaya 4 milyon Euro’luk tanıtım Tofaş’ın Türkiye’de ürettiği Fiat Linea’nın İstanbul’da 6 gün sürecek dünya lansmanı için tam 4 milyon Euro harcandı. 5 bin Tofaş çalışanı, 1500 Türk misafir ve 1500 yabancıdan oluşan toplam 8 bin kişiye aracın tanıtımı yapıldı. Tanıtıma dünyanın 45 ülkesinden 500’e yakın basın mensubu katıldı. 4 gece Linea’nın Su Ada’da gala yemeği gerçekleşirken bu yemeğe toplam 2 bin 600 kişi katıldı. Su Ada’da 1440 metrekarelek bir alanda Linea’nın gala yemeği için Gaziantep’li bir firmanın yaptığı 10 metre yüksekliğinde şeffa bir çadır kuruldu. Yapımı bir ay süren çadır için her gün 200 kişi görev alırken, sadece çadırın kurulmasında 1000 işçi çalıştı. Çadıra 90 bin Euro’luk havalandırma tesisatı döşendi. Özel dans gösterilerinin yapıldığı gala gecesinde Mercan Dede, Linea’nın ihraç edileceği ülkelere özgü müziklerden oluşan bir gösteri yaptı. Beyhan Murpy koordinatörlüğünde, 30 dansçı valsden, sambaya, tangoya farklı kültürlere ait danslardan sentezler sundu. Dansçıların kıyafetlerini Bahar Korçan tasarladı. Su Ada’da 4 gece yapılan gala yemeğinde 16 bin havai fişek atıldı. Sadece 4 gecede masalarda 16 bin kırmızı gül yer alırken, bu 4 gecede 780 kilo kılıç balığı tüketildi. İstanbul’daki 5 yıldızlı 10 otelde 700 oda tutuldu.

Tags: , , , , ,

Posted in Piyasa HaberleriComments (0)

İŞTE EN PAHALI OTOMOBİLLER


İşte en pahallı otomobiller

Bu otomobillerin kendisi değil, fiyatları uçuyor. Türkiye’de fiyatı 500 bin YTL’yi geçen 20 otomobil bulunuyor. Listenin zirvesinde 650 bin Euro ile Bentley Brooklands var.

İşte en iyiler:

LÜKS ve pahalı’ olan her şeyin her zaman müşterisi vardır. Tıpkı ‘lüks ve pahalı’ otomobillerde olduğu gibi… Türkiye’de hitap ettiği kitle ve bir yılda bulduğu müşteri sayısı 60-70 kişi civarında olan bazı otomobiller fiyatları ve sahip olduğu özellikler ile ‘züğürdün çenesini yoracak’ cinsten. Ancak bu otomobillerden 60-70 adet satılması bile yüzlerce küçük otomobilin satılmasına bedel. Türkiye’de satışta bulunan ve bir distribütör yoluyla satılan otomobiller arasında fiyatı 500 bin YTL’nin üzerinde, Euro olarak ise 300 bin Euro ve üzerinde fiyat etiketine sahip 20 otomobil var. LAMBORGHINI, FERRARI…

EN pahalılar listesinin ilk üç sırasında Bentley’in üç modeli bulunuyor. En pahalı otomobil ise Bentley’in Brooklands modeli. Tam 650 bin Euro etiket taşıyan bu otomobilden sadece 550 adet üretilecek ve 2008’in ilk yarısında sahiplerine teslim edilecek. Henüz Türkiye’den müşteri çıkmadı ancak her an çıkabilir. Listenin ikinci ve üçüncü sırasında yine Bentley modelleri var. Bentley Azure 621 bin, Bentley Arnage RL 577 bin Euro. Lamborghini Murcielago LP 640 Roadster 528 bin Euro’luk fiyatıyla dördüncü sırada yer alıyor. Ferrari’nin 434 bin Euro ile en pahalı modeli olan 612 Scaglietti F1, sekizinci sırada. 300 bin Euro’nun üzerindeki otomobiller listesinde Mercedes’in de bir modeli bulunuyor. Mercedes SL 65 AMG tam 393 bin Euro.

Tags: , , , , ,

Posted in GelişmelerComments (0)

YERLİ SPOR OTOMOBİL GELDİ


Yurt dışındaki otomobil fuarlarında herkesin lüks spor otomobilleri incelemesine izin verilirken, Türkiye’deki otomobil fuarlarında belirli kişiler dışında kimsenin bu otomobillere yaklaştırılmamasını içerleyen bir girişimci yerli spor otomobil üretti.
Ertex Oto Dekorasyon Genel Müdürü Ercan Malkoç, yaptığı açıklamada, işi gereği sık sık yurt dışındaki otomobil fuarlarına katıldığını, buralarda her isteyenin rahatlıkla lüks spor otomobilleri inceleyebildiğini anlattı. Türkiye’de düzenlenen otomobil fuarlarında ise bu otomobillerin çevresine bant çekildiğini, ünlü ve zenginlerin dışında kimsenin otomobilleri incelemesine izin verilmediğini belirten Malkoç, ‘bu duruma çok içerlediğini ve bunun üzerine yerli bir spor otomobil geliştirmeye karar verdiğini’ söyledi.
Malkoç, ilk otomobilin icadının üzerinden yaklaşık 100 yıl, ilk Türk otomobili olan Devrim’in yapılmasının üzerinden de 46 yıl geçtiğini ifade ederek, şöyle konuştu: ‘Ülkemizde 1966 yılından bu yana otomobil üretimi yapılmaktadır. Çağımızın ve özellikle de otomobil sektörünün gelişimi göz önüne alındığında, dünya otomotiv sektörüne bir marka kazandırmamış olmamız bizleri çok üzüyordu. Oysa daha 1938 yılında Türkiye, 140 tane avcı bombardıman uçağı üreterek şu an teknolojilerine imrendiğimiz AB ülkelerine satmıştır. 2007 yılındayız ve uçak yapan bir milletin torunları olarak bir otomobil yapamıyoruz. Cesaretimizin temelinde bu çok önemli bir etken oldu. Artık bu konuda bir şeyler yapmamız gerektiğini düşündük ve Etox’u geliştirdik.’
NEDEN SPOR OTOMOBİL?
Spor modellerin firmaların vitrinini oluşturduğunu ve her otomobil tutkunlarının spor modellerin sahibi olmayı hayal ettiğini dile getiren Malkoç, bu nedenle spor otomobil geliştirmeyi tercih ettiklerini kaydetti. İnsanların spor otomobillerin her ayrıntısındaki beklentilerinin çok yüksek olduğunu anlatan Malkoç, bu otomobillerin hızlı gitmesinin, aynı zamanda en kısa mesafede durmasının istendiğini dile getirdi. Tasarımdaki beklentilerin de bu yönde olduğunu belirten Malkoç, ‘Motordaki performansın dış çizgilere yansıması istenir. Bu beklentileri çoğaltmak mümkün. Bu nedenle spor otomobil üretmek zor bir iştir. Projeye başlamadan önce insanlar bize ’bunu yapamazsınız’ diye güldüler. Fakat dünyada zoru başaran Porche, Ferrari, Lamborghini gibi firmalar var. Bizde iddialı başlamak istedik. Belki başlangıçta yıldızları hedef seçtik ama sonunda başarılı bir prototip geliştirdiğimize inanıyoruz. Bu araba çok konuşulacak.’ diye konuştu.
Projeye başlarken öncelikle tasarım ekibini oluşturduklarını belirten Malkoç, tasarımın geliştirilmesinin 6 ay sürdüğünü anlattı. Bu aşamada oldukça zorlandıklarını ifade eden Malkoç, şunları kaydetti: ‘Çünkü kendi insanımızın beklentileri doğrultusunda bir tasarım hazırlamamız gerekiyordu. Buradaki beklentiler oldukça yüksektir. Hayallerde hep Ferrari ve Porche gibi otomobiller vardır. Biz onlara benzetmek için yola çıkmadık. Deyim yerinde ise spor otomobilde bir sınıf yaratmak için yola çıktık. Tasarım felsefemizin temelinde 4 kişilik günlük hayatta kullanılabilecek bir otomobil üretmek vardı. Hedeflerimizi bu yönde şekillendirdik. Aynı zamanda da tasarımımız performans isteyen kullanıcılara da hitap edecek görsellikte olmalıydı. Kişiye göre aile otomobili, kişiye göre günlük hayatta kullanılabilecek spor otomobil, kişiye göre tam bir performans otomobili. Kısacası Etox’a baktığınız açılardan bu özelliklerin tamamını görebilirsiniz. Yüze yakın tasarım eskizimiz arasında şu an prototip üretimini yaptığımız modeli seçtik.’
SERİ ÜRETİM BELGESİ ALDILAR
Etox’un günümüz otomotiv firmalarının tüm tasarım ve prototip üretimlerini kapsayan süreçleri içinde barındıran iki yıllık çalışmanın sonucunda geliştirildiğini ifade eden Malkoç, prototip hazırlama aşamasında tasarım ekibi de dahil 46 Türk personelin görev aldığını belirtti. Malkoç, aracın şasinin yurt dışındaki diğer özel üretilen emsallerindeki gibi örme şasi tekniğine dayanarak kendi mühendisleri tarafından projelendirildiğini kaydetti.
TÜM KRİTERLERE UYGUN
Malkoç, otomobilin bütün parçalarını kendilerinin ürettiğini, sadece motorunu Fransa’daki bir firmadan aldıklarını ifade ederek, ‘Bir süre sonra kendi motorumuzu kendimiz üretmeyi hedefliyoruz. Henüz ilk aşamadayız. Gelişime açık bir proje bu’ dedi. Etox’un günümüz koşullarını sağlayabilecek bir donanıma sahip olması nedeniyle fren testlerinde uluslararası geçerliliği olan R 13H testine tabi tutulduğunu belirten Malkoç, test sonucu bu kapsamdaki gereken tüm kriterlere uygunluğunun tespit edildiğini ifade etti. Malkoç fren sisteminin aynı zamanda ABS’yi de kapsadığını dile getirdi.
MADE İN TÜRKEY
Etox’un, ayrıca İstanbul Teknik Üniversitesi Otomobil Teknolojileri Araştırma Merkezi’nce (OTAM) Sanayi Bakanlığının 2001/16/AT M1 sınıfındaki motorlu araçlar tip onay yönetmeliği kapsamında yapılan tüm testlerden de başarıyla geçtiğini söyleyen Malkoç, Türkiye’de seri üretim (Tip Onay) belgesini aldıklarını kaydetti. Daha önce üretilen yerli otomobiller ‘Devrim’ ile ‘İmza’nın ‘Tip onay belgesi bulunmadığını’ ifade eden Malkoç, Etox’un künyesinde ‘Made in Turkey’ yazan ‘ilk otomobil olacağını’ söyledi. Malkoç, şu an da firmanın kendi testi olan 100 bin kilometrelik yol testine başladıklarını ifade etti. Dörtte biri sorunsuz tamamlanan test sırasında gidilen şehirlerde vatandaşların araca büyük ilgi gösterdiğini anlatan Malkoç, henüz tanıtımını gerçekleştirmemiş olmalarına rağmen şimdiden 3 ön sipariş talebi olduğunu belirtti. Malkoç, Etox için gelen sipariş taleplerini yol testi tamamlandıktan sonra alacaklarını kaydetti.
100-150 BİN YTL ARASINDA
Dünya otomotiv sektörü için olmasa bile Türkiye için bir marka yaratmanın zamanının çoktan geldiğine inandıklarını ifade eden Malkoç, ‘Markayı firmalar yaratmaz, o markayı kullanan insanlar yaratır ve sahiplenir. Etox’a sokakta ve internet ortamında vatandaşlarımızın gösterdiği büyük ilgi bu konuda bizi oldukça sevindirdi’ dedi. Etox’un, piyasadaki spor otomobiller arasında ‘en düşük yakıt tüketimine sahip araç olacağını’ saivunan Malkoç, standart modelin şehir içinde 5.7, şehirler arasında ise 4.1 litre yakıt tüketimine sahip olduğunu söyledi. Malkoç, en düşük Ferrari modelinin fiyatı 400 bin avrodan başlarken, Etox’un bunun 5’te biri oranında 100-150 bin YTL fiyat aralığında satışa sunulacağını kaydetti.
‘TANITIMI ZAFER BAYRAMI’NDA YAPILACAK’
Etox’un geliştirilmesini ‘Türk otomotiv sanayinin bir zaferi’ olarak gördüklerini anlatan Malkoç, bu nedenle aracın tanıtımını da 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda yapacaklarını söyledi. Yol testlerinin tamamlanmasının ardından hemen seri üretime geçmek istediklerini bildiren Malkoç, Etox’un üç ayrı motor seçeneği ile satışa sunulacağını dile getirdi. İlk etapta yılda 20 araç yapmayı hedeflediklerini, ilerleyen yıllarda de bu rakamı 500’e kadar çıkarmak istediklerini ifade eden Malkoç, araçlarının her birinin kişinin istediği üzere ayrı ayrı özelliklere sahip olacağını kaydetti. Malkoç, daha şimdiden Güney Kore’den bir firmanın projeye ortak olmak istediğini belirterek, ‘Ancak yerli bir firmayla ortak olmayı tercih ederiz’ dedi. Gerek çizgileri, gerek kullanım özellikleri ve gerek motor çeşitliliğiyle anlatan Etox’un, 125 beygir (hp) gücünde 1500 cc hacminde dizel motor kullanılan standart modelinin yanı sıra 220 hp güç üretebilen 3000 cc dizel ve daha fazla performans isteyenler için de 272 hp güç üretebilen özel bir V6 benzinli motor seçenekleri bulunuyor.
LAMBORGHİNİ DE BÖYLE BAŞLAMIŞTI
Ünlü spor otomobil Lamborghini de benzer bir hikayeyle üretilmeye başlanmıştı. İkinci Dünya Savaşı’nın öncesi ve sonrasında önemli bir traktör üreticisi olan Ferruccio Lamborghini’nin bir Ferrari otomobili vardı. Ferrari’nin debriyaj aksamının kendi traktörleriyle aynı olduğunu fark eden Lamborghini, Enzo Ferrari ile görüştü ve onu bu konuda eleştirdi. Fakat Enzo Ferrari Lamborghini’yi basit bir traktör üreticisi olarak görerek onu dinleme gereği duymadı. Bunun üzerine Lamborghini, Ferrari’ye rakip kendi spor arabalarını üreterek, Enzo Ferrari’den intikam almaya yemin etti. Daha sonra Ferrari’yi eleştirdiği her konuda Ferrari’den çok daha üstün olan Lamborghini 350 GT’yi yaptı.

Tags: , , , , ,

Posted in GelişmelerComments (0)

Porsche çevre dostu oluyor


Alman araba üreticisi Porsche, çevre alanındaki duyarlılığını çevre dostu araç yaparak göstermek istiyor.
Porsche´den yapılan açıklamada, çevreye önem verdikleri için Hybrid-Porsche üreteceklerini açıkladı. İlk olarak Cayenne modeli ile başlanacak olan proje büyük miktarda yakıt tasarrufu ve bunun yanı sıra havaya saldığı gaz oranını da düşürecek.
Günümüzde Cayenne modeli en az 12,9 litre benzin harcarken, Hybridmotor ile bu harcamanın 8,9 litreye düşeceği belirtiliyor. Bu projenin 2010 tarihinde çevreci Porsche adı altında piyasaya sürülmesi planlanıyor.

Tags: , , , , ,

Posted in GelişmelerComments (0)

Güler’in Iosis’i Kuga olarak yola çıkıyor


Konsept olarak Murat Güler tarafından tasarlanan Iosis X’le ilk olarak gündeme gelen otomobil, Ford’un son dönemde öne çıkan kinetik dizayn felsefesiyle tasarlandı. Kuga ilk olarak eylül ayında Frankfurt’ta yapılacak uluslararası otomobil fuarında gün yüzüne çıkacak. Son dönemde yaygınlaşan crossover türü 4×4 araçlar sınıfına dahil olacak Kuga üzerinde Mondeo’da kullanılan motor seçeneklerinin ağırlık kazanacağı belirtiliyor.

Tags: , , , , ,

Posted in GelişmelerComments (0)